running
ru
ˈrʌ
ra
nning
nɪng
ning
cunningshunning

"running"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

Running
01

koşu

the act of walking in a way that is very fast and both feet are never on the ground at the same time, particularly as a sport 
running definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılamaz
Örnekler
She enjoys running in the park every morning for exercise. 

O, her sabah egzersiz yapmak için parkta koşmayı sever.

02

koşu oyunu, koşu

(in American football) a play in which a player carries the ball forward to gain yardage against the opposing team 
Örnekler
The quarterback called a running to surprise the defense. 

Oyun kurucu, savunmayı şaşırtmak için bir koşu oyunu çağırdı.

03

koşu, yarış

the act of competing on foot in a race or track event 
Örnekler
She specializes in long-distance running. 

O, uzun mesafe koşusunda uzmanlaşmıştır.

04

yönetim, idare

the act of managing, operating, or overseeing an organization, project, or activity 
Örnekler
The running of the campaign was left to the assistants. 

Kampanyanın yürütülmesi asistanlara bırakıldı.

05

çalışma, işleyiş

the state of being active, functioning, or in motion 
Örnekler
The machinery has been in running all day without issues. 

Makine, sorunsuz bir şekilde bütün gün çalışır durumda kaldı.

running
01

akan, akıcı

(of liquids) moving in a continuous stream or current 
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
niteliksel
üstünlük derecesi
most running
karşılaştırma derecesi
more running
derecelendirilebilir
Örnekler
The running water from the faucet filled the sink quickly. 

Musluktan akan su lavaboyu hızla doldurdu.

02

kalıcı, sürekli

occurring repeatedly over a period of time 
Örnekler
He had a running cough for several weeks. 

Birkaç hafta boyunca sürekli bir öksürüğü vardı.

03

koşu, koşu oyunu

describing a play or action in which the ball is advanced by running rather than passing 
Örnekler
The running play gained ten yards. 

Koşu oyunu on yarda kazandı.

04

koşarak, koşu halinde

performed or carried out while moving on foot 
Örnekler
The team completed a running drill to improve endurance. 

Ekip, dayanıklılığı artırmak için bir koşu egzersizi tamamladı.

05

çalışır durumda, işlevsel

capable of performing its function 
Örnekler
All machines must be kept in running condition. 

Tüm makineler çalışır durumda tutulmalıdır.

06

sürekli, doğrusal

extending continuously in a straight or linear direction 
Örnekler
The fabric has running stripes along its length. 

Kumaşın uzunluğu boyunca boyuna çizgiler vardır.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store