Ara
Barren
01
verimsiz
an uninhabited or infertile wilderness, unsuitable for cultivation or habitation
Örnekler
The explorers crossed a barren stretching for miles.
Kaşifler, kilometrelerce uzanan bir çorak araziyi geçti.
02
katır sürüsü
a group of mules considered collectively as a unit
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
hayvan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
barrens
Örnekler
The farmer owned a barren of sturdy mules.
Çiftçi, sağlam katırlardan oluşan bir sürü sahibiydi.
barren
01
kıraç
(of land or soil) not capable of producing any plants
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most barren
karşılaştırma derecesi
more barren
derecelendirilebilir
Örnekler
The barren desert stretched for miles, devoid of any vegetation or signs of life.
Çorak çöl, bitki örtüsü veya yaşam belirtisi olmadan kilometrelerce uzanıyordu.
02
faydasız
completely lacking or devoid of something
Örnekler
His speech was barren of new ideas.
Konuşması yeni fikirlerden yoksundu.
03
kısır
unable to bear offspring
Örnekler
The couple was saddened to learn that she was barren.
Çift, onun kısır olduğunu öğrenince üzüldü.
04
çorak
(of places or situations) lacking in activity, growth, or development and not suitable to live in
Örnekler
The war-torn region was left barren and scarred, with buildings reduced to rubble and infrastructure destroyed.
Savaştan harap olmuş bölge, binalar enkaza dönüşmüş ve altyapı yok edilmiş halde çorak ve yaralı olarak kaldı.



























