Ara
to punt
01
düz tabanlı bir tekneyi itmek, punt ile gezmek
to propel or navigate a flat-bottomed boat, known as a punt
Intransitive: to punt | to punt somewhere
Örnekler
On a lazy Sunday afternoon, the friends decided to punt along the tranquil river.
Tembel bir Pazar öğleden sonra, arkadaşlar sakin nehir boyunca sandalı itmeye karar verdiler.
02
topuza vurmak, uzun mesafeye vurmak
to kick the ball a long distance in soccer in an attempt to change field position
Transitive: to punt the ball
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
punt
3. tekil kişi
punts
şimdiki zaman ortacı
punting
basit geçmiş zaman
punted
geçmiş zaman ortacı
punted
Örnekler
Facing a challenging defensive situation, the team decided to punt the ball rather than risk turning it over.
Zorlu bir savunma durumuyla karşı karşıya kalan takım, topu kaybetme riskini almak yerine vurmaya karar verdi.
Punt
01
bir çeşit vuruş, punt vuruşu
a method of kicking the ball where it is dropped from the hands and kicked before it hits the ground
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
punts
Örnekler
He launched a high punt that traveled over 50 yards downfield.
50 yardadan fazla mesafe kat eden yüksek bir punt attı.
02
punt, düz tabanlı kayık
an open flat-bottomed boat used in shallow waters and propelled by a long pole
03
punt, İrlanda'da eski temel para birimi
formerly the basic unit of money in Ireland; equal to 100 pence



























