Ara
profligate
01
ahlaksız
acting in a shameless, overindulgent, and immoral manner
Örnekler
His profligate decisions reflected a disregard for the consequences of his actions.
Onun savurgan kararları, eylemlerinin sonuçlarına karşı bir kayıtsızlık yansıtıyordu.
02
hovarda
overly extravagant or wasteful, especially with money
Örnekler
The profligate behavior of the young heir alarmed the family elders.
Genç varisin savurgan davranışları aile büyüklerini alarma geçirdi.
Profligate
01
ahlaksız, sefahet düşkünü
a dissolute man in fashionable society
02
savurgan, müsrif
a recklessly extravagant consumer
Leksikal Ağaç
profligately
profligate
proflig



























