to neutralize
neut
ˈnju:t
nyoot
ra
lize
laɪz
laiz
neutralise

"neutralize"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to neutralize
01

etkisiz hale getirmek, nötralize etmek

to take action to counter the effects of something 
Transitive: to neutralize something undesirable
to neutralize definition and meaning
Örnekler
In response to the cyberattack, the IT team worked to neutralize the malicious software and protect the company's data. 

Siber saldırıya yanıt olarak, BT ekibi kötü amaçlı yazılımı etkisiz hale getirmek ve şirketin verilerini korumak için çalıştı.

02

tarafsızlaştırmak, tarafsız ilan etmek

to officially declare or establish a territory, nation, or group as neutral, ensuring it remains uninvolved and protected during a conflict 
Transitive: to neutralize a region
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
neutralize
3. tekil kişi
neutralizes
şimdiki zaman ortacı
neutralizing
basit geçmiş zaman
neutralized
geçmiş zaman ortacı
neutralized
Örnekler
The country sought to neutralize the region, ensuring it remained a neutral zone during the war. 

Ülke, savaş sırasında bölgenin tarafsız bir bölge olarak kalmasını sağlayarak nötralize etmeye çalıştı.

03

nötralize etmek, nötr hale getirmek

to make an acidic or alkaline substance neutral by adding a substance that cancels out its pH level 
Transitive: to neutralize an acidic or alkaline substance
Örnekler
The chemist used a base to neutralize the acid in the reaction. 

Kimyager, reaksiyondaki asidi nötralize etmek için bir baz kullandı.

04

etkisiz hale getirmek, zararsız hale getirmek

to deactivate or render harmless a bomb or similar weapon by disarming or defusing it 
Transitive: to neutralize a bomb or similar weapon
Örnekler
The bomb squad was called in to neutralize the unexploded device found near the school. 

Bomba imha ekibi, okul yakınında bulunan patlamamış cihazı etkisiz hale getirmek için çağrıldı.

05

etkisiz hale getirmek, ortadan kaldırmak

to eliminate a threat by killing or incapacitating someone who poses danger 
Transitive: to neutralize sb
Örnekler
The military operation aimed to neutralize the insurgent leaders. 

Askeri operasyon, isyancı liderleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyordu.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store