yield signyurt
/ 2
yield signyurt
yield sign[n]

yol ver levhası,geçiş önceliği işareti

yield up[v]

teslim olmak,vazgeçmek

yielding[adj][n]

uzlaşmacı,uysal • teslim etme

yiffer[n]

yiffer,furry hayranlığının erotik yönüyle ilgilenen kişi

yinmn blue[adj]

YInMn Mavi

yo-yo[n]

yoyo

yo'll[n]

hepiniz,sizler

yob[n]

serseri,kabadayı

yoga[n]

yoga

yogurt[n]

yoğurt

yogurt soup[n]

yayla çorbası

yoke[n][v]

roba • koşmak,boyunduruk takmak

yoke around neck[phrase]

ağır bir yük

yoke round neck[phrase]
yokel[n]

köylü,taşralı

yolk[n]

yumurta sarısı

yonder[adj][adv]

şurada,uzaktaki • şurada,orada

yore[n]

eski zamanlar,geçmiş günler

york chocolate[n]

York kedisi

yorker[n]

bir yorker,ayaklara atılan top

yorkipoo[n]

yorkipoo

yorkshire pudding[n]

yorkshire pudingi

yorkshire terrier[n]

Yorkshire Teriyeri

yoruba[n]

Yorubaca

you[pron][det]

sen • siz

you can lead a horse to water but you cannot make him drink[sentence]

zorla güzellik olmaz

you cannot teach an old dog new tricks[sentence]

huylu huyundan vazgeçmez

you know what[phrase]

bak ne diyeceğim

you reap what you sow[sentence]

ne ekersen onu biçersin

you said it[adv]

katılıyorum

you win some, you lose some[sentence]

her zaman başarılı olamazsın

you’re telling me[phrase]

aynı fikirdeyim

young[adj][n]

genç • hayvan yavrusu

young adult[n][adj]

genç yetişkin • ergenler için uygun

young adult fiction[n]

genç yetişkin edebiyatı

young at heart[phrase]

ruhu genç

young blood[n]

taze kan

young buck[n]

genç erkek,delikanlı

young carnivore[n]

genç etobur,yırtıcı yavrusu

young girl[n]

genç kız,bakire

young lady[n]

genç bayan,kız

young man[n]

genç adam,delikanlı

young turk[n]

genç reformcu

young woman[n]

genç kadın,kız

young's modulus[n]

Young modülü,Young elastikiyet modülü

youngberry[n]

yabani ahududu çileği

younger hand[n]

ikinci kartı oynayan, dağıtıcının solunda oturan oyuncu

youngin[n]

genç,çocuk

youngish[adj]

genççe,nispeten genç

youngster[n]

genç,çocuk

younker[n]

acemi,toy

your[det]

senin

yours[pron]

senin

yours faithfully[phrase]
yours sincerely[phrase]
yours truly[phrase]

hürmetlerimle

yourself[pron]

kendin

yourselves[pron]

kendiniz

youth[n]

delikanlı

youth club[n]

gençlik kulübü,gençlik merkezi

youth culture[n]

gençlik kültürü,genç kültürü

youth group[n]

gençlik grubu,gençlik derneği

youth hostel[n]

gençlik hosteli

youthful[adj]
youtube[n]

youtube

youtuber[n]

youtube yayıncısı

yowl[n][v]

uluma,çığlık • ulumak,bağırmak

yowla[n]

yowla dansı

yuan[n]

Yuan hanedanı,Yuan imparatorluğu

yucky[adj]

iğrenç

yufka[n]

yufka

yule[n]

24 Aralık'tan 6 Ocak'a kadar uzanan dönem,yılbaşı dönemi

yuletide[n]

yılbaşı dönemi,Noel zamanı

yumi[n]

kyudo'da kullanılan geleneksel bir Japon yayı,yumi, kyudo'nun geleneksel yayı

yummy[adj]

lezzetli

yurt[n]

kubbeli asya çadırı

LanGeek
Uygulamayı İndir