u-bahnuhr
u-bahnuhr
u-bahn[n]

metro,yeraltı treni

u-boot[n]

denizaltı,dalgıç

übel[adj]

mide bulantısı olan,bulantılı

übelkeit[n]

bulantı,mide bulantısı

üben[v]

pratik yapmak,alıştırma yapmak

über[prep][adj][adv]

üstünde,üzerinde • kalan,artakalan • fazlasıyla,daha fazla

über das ziel hinausschießen[phrase]
über den kopf wachsen[phrase]
über die schulter schauen[phrase]
über kenntnisse verfügen[phrase]
überall[adv]

her yerde,her taraf

überarbeiten[v]

gözden geçirmek, yeniden çalışmak

überaus[adv]

son derece,olağanüstü

überbacken[v]
überblick[n]

genel bakış,özet

überdenken[v]
übereinstimmen[v]

aynı fikirde olmak,uyuşmak

überfahren[v]

ezmek,çiğnemek

überfluss[n]

bolluk,fazlalık

überflüssig[adj]
überfordern[v]

aşırı yüklemek,bunaltmak

überforderung[n]
überfüllen[v]
übergabe[n]
übergangsjacke[n]
übergangskleidung[n]
übergangsphase[n]
übergehen[v]

geçmek,dönüşmek

übergeordnet[adj]
übergreifend[adj]

kesişen,çapraz

überhaupt[adv]

hiç,kesinlikle

überholen[v]

geçmek,sollamak

überholt[adj]

eskimiş,modası geçmiş

überhören[v]

duymamak,görmezden gelmek

überkommen[v][adj]
überlassen[v]

devretmek,bırakmak

überlastung[n]
überleben[n]
überlegen[v][adj]

düşünmek,değerlendirmek • üstün,daha iyi

überlegung[n]
überliefern[v]
überlieferung[n]
übermorgen[adv]

öbür gün,yarından sonraki gün

übermüdung[n]
übernachten[v]

konaklamak,gecelemek

übernachtung[n]

geceleme,konaklama

übernahme[n]
übernatürlich[adj]

doğaüstü,doğaüstü

übernehmen[v]

üstlenmek,devralmak

überprüfbar[adj]
überprüfen[v]

kontrol etmek,denetlemek

überqueren[v]

geçmek

überquerung[n]
überraschen[v]

şaşırtmak,sürpriz yapmak

überraschend[adj]
über­ra­schen­der­wei­se[adv]

şaşırtıcı bir şekilde,şaşırtıcı olarak

überrascht[adj]

şaşırmış,hayret etmiş

überraschung[n]

sürpriz,şaşkınlık

überreden[v]

ikna etmek,razı etmek

überregional[adj]

bölgeler üstü,bölgeler arası

überrest[n]

kalıntı,artık

überschätzen[v]
überschneidung[n]
überschreiten[v]

aşmak,geçmek

überschrift[n]

başlık,manşet

überschulden[v]

aşırı borçlanmak,borç batağına saplanmak

überschuss[n]
überschwemmung[n]
übersehen[v]
übersetzen[v]

çevirmek

übersetzer[n]

çevirmen,tercüman

übersetzung[n]

çeviri,tercüme

übersicht[n]

genel bakış,özet

übersichtlich[adj]

açık,düzenli

überspielen[v]
überspringen[v]

atlamak,sıçramak

übersteigen[v]
überstreifen[v]
überstunde[n]

fazla mesai saati,fazla çalışma saati

übertragen[v]
übertreiben[v]

abartmak,aşırıya kaçmak

übertreibung[n]
übertreten[v]

ihlal etmek,çiğnemek

übertrumpfen[v]

aşmak,geçmek

überwachen[v]

gözetlemek,denetlemek

überwachung[n]

gözetim,denetim

überweisen[v]

havale etmek,transfer etmek

überweisung[n]

havale,para transferi

überwiegen[v]
überzeugen[v]

ikna etmek

überzeugend[adj]

ikna edici,inandırıcı

überzeugt[adj]

ikna olmuş,inandırılmış

überzeugung[n]

kanaat,kesin inanç

überziehen[v]
üblich[adj]

alışılagelmiş,olağan

übrig[adj]

kalan,artakalan

übrigens[adv]

bu arada,söz açılmışken

übung[n]

alıştırma,egzersiz

ufer[n]

kıyı,sahil

uhr[n]

saat,saat

LanGeek
Uygulamayı İndir