haarhasten
haarhasten
haar[n]

saç,kıl

haarband[n]
haarbürste[n]

saç fırçası,saç tarağı

haarfarbe[n]

saç rengi,saç tonu

haargel[n]
haarklammer[n]
haarreif[n]
haarschnitt[n]

saç kesimi,saç modeli

haarspange[n]
haarspülung[n]

saç kremi,saç yumuşatıcı

haarsträhne[n]
haben[v]

sahip olmak,elde etmek

habgier[n]

açgözlülük,hırs

habicht[n]
hackbraten[n]

köfte keki,etli ekmek

hackbrett[n]

santur,çekiçli kanun

hacken[v]

çapalamak,bellemek

hacker[n]

hacker,bilgisayar korsanı

hackfleisch[n]
hafen[n]

liman,iskele

hafenstadt[n]
hafer[n]
haften[v]
häftling[n]

tutuklu,mahkûm

hagel[n]

dolu,buz taneleri

hageln[v]

dolu yağmak,dolu düşmek

hahn[n]

horoz,horoz

hähnchen[n]
hähnchenfleisch[n]
hai[n]

köpekbalığı,köpek balığı

häkeln[v]

tığ işi yapmak,kroşe örmek

haken[n][v]

kanca,çengel • kancayla takmak,çengelle tutturmak

halb[adv][adj]

buçuk,saatten otuz dakika önce • yarım,buçuk

halbbruder[n]

üvey erkek kardeş,yarım kardeş

halbjahr[n]

yarıyıl,altı aylık dönem

halbkreis[n]

yarım daire,semicircle

halbkugel[n]

yarım küre

halbpension[n]

yarım pansiyon,yarı pansiyon

halbschlaf[n]

yarım uyku,hafif uyku

halbschwester[n]

üvey kız kardeş,yarım kız kardeş

halbtags[adv]

yarı zamanlı,yarım gün

hälfte[n]

yarım,buçuk

halle[n]

salon,hol

hallenbad[n]

kapalı havuz,iç havuz

halloween[n]

Cadılar Bayramı,Halloween

hals[n]

boyun

hals über kopf[adv]

aceleyle,düşüncesizce

halsband[n]
halskette[n]

kolye,gerdanlık

halsschmerzen[n]

boğaz ağrısı,boğaz tahrişi

halstuch[n]

atkı,boyun atkısı

halt[n]

durak,istasyon

haltbar[adj]

dayanıklı,uzun ömürlü

haltbarkeit[n]
halten[v]

tutmak,taşımak

haltestelle[n]

otobüs durağı

haltung[n]

duruş,vücut duruşu

hamburger[n]

bir Hamburglu,Hamburg'dan gelen bir kişi

hammelfleisch[n]
hammer[n]

çekiç,çekiç

hammerhai[n]

çekiç başlı köpekbalığı,çekiçbalığı

hamster[n]

hamster,hamster

hand[n]

el,el

handarbeit[n]

el işi,el sanatı

handball[n]

hentbol,el topu

handcreme[n]

el kremi,el nemlendirici kremi

handdesinfektionsmittel[n]
handel[n]

ticaret,alışveriş

handeln[v]

hareket etmek,davranmak

handfläche[n]

avuç,el içi

handgelenk[n]

bilek,el bileği eklemi

handhabung[n]
händler[n]

tüccar,satıcı

handlung[n]

eylem,hareket

handlungsarm[adj]

olay örgüsü zayıf,aksiyonu az

handlungsstrang[n]

olay örgüsü,hikaye akışı

handlungsweise[n]

eylem tarzı,davranış biçimi

handout[n]

dağıtım kağıdı,el broşürü

handrührgerät[n]

el mikseri,el çırpıcısı

handschrift[n]
handschuh[n]

eldiven,eldiven

handtasche[n]
handtuch[n]

havlu,el havlusu

handwerker[n]

zanaatkar,usta

handy[n]

cep telefonu,mobil telefon

hang[n]

yamaç,bayır

hängen[v]

asılı olmak,takılı olmak

hardware[n]

donanım,hardware

harfe[n]

arp,arp

harmlos[adj]

zararsız,tehlikesiz

harmonie[n]

uyum,ahenk

harmonisch[adj]
hart[adj]

sert,katı

hart im nehmen sein[phrase]
härte[n]

sertlik,dayanıklılık

hase[n]
haselnuss[n]
hassen[v]

nefret etmek,tiksinmek

hässlich[adj]

çirkin,kötü

hasten[v]

acele etmek,telaş etmek

LanGeek
Uygulamayı İndir