Ara
La bandolera
01
çapraz çanta
una bolsa con una correa larga que se lleva cruzada sobre el pecho
Örnekler
Se puso la bandolera para tener las manos libres mientras viajaba.
Seyahat ederken ellerini serbest bırakmak için askılı çantayı taktı.
02
bandoliyer, kurşunluk
una correa que se lleva cruzada sobre el pecho y que tiene espacios para cartuchos
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
dişil
çoğul biçim
bandoleras
Örnekler
El soldado se colocó la bandolera llena de balas antes de la batalla.
Asker, savaştan önce mermilerle dolu bandoliyeri taktı.



























