Ara
El cámara
01
kameraman
persona que maneja la cámara de vídeo para grabar imágenes
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
insan
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
dilbilgisel cinsiyet
eril
çoğul biçim
cámaras
Örnekler
El cámara llegó temprano al set de grabación.
02
fotoğraf makinesi, kamera
objeto que sirve para tomar fotos o grabar videos
Örnekler
Compré una cámara nueva para mi viaje.
Seyahatim için yeni bir kamera satın aldım.
03
meclis, oda
una de las dos asambleas legislativas que forman un parlamento bicameral
Örnekler
El proyecto de ley pasó a la otra cámara.
Tasarı diğer meclise geçti.



























