Ara
to fool around
01
oyalanmak, şakalaşmak
to engage in playful, silly, or time-wasting activities
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
around
temel fiil
fool
şimdiki zaman
fool around
3. tekil kişi
fools around
şimdiki zaman ortacı
fooling around
basit geçmiş zaman
fooled around
geçmiş zaman ortacı
fooled around
Örnekler
Do n't fool around in class; the teacher is trying to cover important material.
Sınıfta aptalca davranmayın; öğretmen önemli materyalleri anlatmaya çalışıyor.
02
flört etmek, macera yaşamak
to engage in a casual or sexual relationship outside a committed relationship
Örnekler
Their marriage had its ups and downs, and they both agreed to fool around discreetly rather than separate.
Evliliklerinin inişleri ve çıkışları oldu ve ayrılmaktansa gizlice oyalanmayı kabul ettiler.



























