Ara
Contrivance
01
cihaz, mekanizma
a device, tool, or mechanism designed to perform a specific function or task efficiently
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
contrivances
Örnekler
He invented a clever contrivance to open stubborn jars.
İnatçı kavanozları açmak için akıllı bir mekanizma icat etti.
02
marifet, beceriklilik
the ability to invent or solve problems through clever thinking
Örnekler
Her contrivance was evident in the way she solved the puzzle.
Bulmacayı çözme şeklinde onun mariyeti açıktı.
03
geçici çözüm, uydurma düzenek
an improvised or makeshift arrangement used temporarily
Örnekler
They set up a contrivance of chairs and planks as a temporary table.
Geçici bir masa olarak sandalyelerden ve tahtalardan bir düzenek kurdular.
04
hile, düzen
an elaborate, deceitful, or cleverly planned scheme designed to mislead or evade
Örnekler
The spy's contrivance fooled the enemy for months.
Casusun düzeni düşmanı aylarca kandırdı.
05
yapay düzenleme, zorlama düzen
an artificial, unnatural, or obviously staged arrangement of details or elements
Örnekler
The movie's ending felt like a contrivance, too forced to be believable.
Filmin sonu bir yapmacıklık gibi hissettirdi, inandırıcı olmak için fazla zorlanmıştı.
06
düzenek
a plot device or literary technique used to resolve a difficult situation in an unexpected or artificial way
Örnekler
The hero's sudden inheritance was a convenient contrivance.
Kahramanın ani mirası uygun bir düzen oldu.
Leksikal Ağaç
contrivance
contrive



























