to break the barrier
01
to forcefully open or destroy something that is blocking the way
Örnekler
The construction crew broke the barriers blocking the new road.
İnşaat ekibi yeni yolu kapatan bariyerleri kırdı.
The floodwaters broke the barrier of sandbags, flooding the town.
Sel suları, kum torbalarından oluşan bariyeri kırdı ve kasabayı sular altında bıraktı.
02
to overcome a difficult limit, challenge, or restriction, that prevents progress or understanding
Örnekler
They broke the barrier of language differences by using translation technology.
Onlar, çeviri teknolojisini kullanarak dil farklılıklarının engelini aştılar.
The conference helped break down barriers in international business relationships.
Konferans, uluslararası iş ilişkilerinde engelleri kırmaya yardımcı oldu.



























