Ara
Live stream
01
canlı yayın
a broadcast of video or audio content over the Internet in real-time
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
live streams
Örnekler
She shared a live stream of her cooking session with followers.
O, takipçileriyle yemek yapma oturumunun canlı yayınını paylaştı.
to live-stream
01
canlı yayın yapmak, canlı yayınlamak
to broadcast video or audio in real time over the Internet
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
live-stream
3. tekil kişi
live-streams
şimdiki zaman ortacı
live-streaming
basit geçmiş zaman
live-streamed
geçmiş zaman ortacı
live-streamed
Örnekler
He plans to live-stream the conference for people who ca n’t attend.
Katılamayan insanlar için konferansı canlı yayınlamayı planlıyor.
02
canlı yayın yapmak, canlı yayınlamak
to watch or view a video or event as it happens in real time over the Internet
Örnekler
She plans to live-stream the lecture from her phone.
O, dersi telefonundan canlı yayınlamayı planlıyor.



























