working
wor
ˈwɜ:
king
kɪng
king
wording

"working"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

working
01

çalışan

having an occupation that provides one with a salary 
working definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
şimdiki ortaç sıfatı
ilişkisel
derecelendirilemez
Örnekler
She's a working mother, balancing her career with raising her children. 

O, çocuklarını yetiştirirken kariyerini dengeleyen çalışan bir annedir.

02

çalışır durumda, işler durumda

functioning correctly and effectively 
working definition and meaning
Örnekler
The technician ensured that all the equipment was in working order. 

Teknisyen, tüm ekipmanın çalışır durumda olduğundan emin oldu.

03

etkili, işler

strong or numerous enough to achieve a specific goal or function effectively 
Örnekler
They devised a working plan to tackle the project within the deadline. 

Projeyi zamanında tamamlamak için etkili bir plan hazırladılar.

04

geçici, çalışma

established as a temporary or provisional basis to be used for further development or refinement 
Örnekler
The team used a working draft of the proposal to gather initial feedback. 

Ekip, başlangıç geri bildirimlerini toplamak için önerinin bir çalışma taslağını kullandı.

05

çalışır durumda, işlevsel

serving to permit or facilitate further work or activity 
Working
01

işletme, ocak

a mine or quarry that is actively being utilized or has been utilized for extracting minerals or other resources 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
workings
Örnekler
The mining company discovered valuable ores in the old working. 

Madencilik şirketi, eski işletmede değerli cevherler keşfetti.

02

çalışma, işleyiş

the activity or process of engaging in work or tasks 
Örnekler
Working with children requires a lot of patience and understanding. 

Çocuklarla çalışmak çok sabır ve anlayış gerektirir.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store