Ara
to work up
[phrase form: work]
01
üzerinde çalışmak, geliştirmek
to gradually but consistently strive to achieve something or make something happen
Örnekler
The team is working up enthusiasm for the event.
Ekip, etkinlik için coşku uyandırmaya çalışıyor.
02
sinirlendirmek, heyecanlandırmak
to cause someone to feel upset or emotional
Örnekler
Her actions worked up disappointment in her friends.
Onun hareketleri arkadaşlarında hayal kırıklığı yarattı.
03
geliştirmek, ilerletmek
to improve a skill, idea, or project by putting effort
Örnekler
Seeking feedback is crucial to work up improvement in any area.
Herhangi bir alanda iyileştirme sağlamak için geri bildirim aramak çok önemlidir.
04
geliştirmek, oluşturmak
to produce new ideas or plans
Örnekler
The team needs to work up some innovative solutions.
Ekip, bazı yenilikçi çözümler üretmek zorunda.
05
güçlendirmek, teşvik etmek
to actively strengthen something
Örnekler
The motivational speech worked up enthusiasm in the crowd.
Motivasyon konuşması, kalabalıkta coşkuyu artırdı.



























