Ara
to wait on
[phrase form: wait]
01
hizmet etmek, bakmak
to provide service, mainly in a restaurant, cafe, bar, etc.
Örnekler
The hotel staff is committed to waiting upon guests promptly and ensuring a comfortable stay.
Otel personeli, misafirlere hızlı bir şekilde hizmet etmeye ve konforlu bir konaklama sağlamaya kendini adamıştır.
02
hizmet etmek, yardım etmek
to assist someone, usually by meeting their needs, offering assistance, or responding to their requests
Örnekler
The housekeeper waited on the residents, ensuring their comfort.
Ev işçisi, sakinlere hizmet etti, rahatlarını sağladı.
03
karar vermeden önce beklemek, hareket etmeden önce beklemek
to wait before deciding or taking action until a specific event or information is available
Örnekler
The company executives opted to wait on implementing changes until the results of the market research were available.
Şirket yöneticileri, pazar araştırmasının sonuçları elde edilene kadar değişiklikleri uygulamak için beklemeyi tercih etti.



























