Ara
to blend in
01
bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak
to combine something with another substance or element
Transitive: to blend in two or more substances or elements
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
öbeksi
eylem fiili
düzenli
ayrılamaz
edat
in
temel fiil
blend
şimdiki zaman
blend in
3. tekil kişi
blends in
şimdiki zaman ortacı
blending in
basit geçmiş zaman
blended in
geçmiş zaman ortacı
blended in
Örnekler
The story became more engaging by blending in elements seamlessly.
Hikaye, unsurları sorunsuz bir şekilde harmanlayarak daha ilgi çekici hale geldi.
02
uymak, karışmak
to match well with the environment and become a part of the surroundings
Intransitive
Örnekler
The detective needed to blend in with the crowd to observe discreetly.
Dedektif, gizlice gözlemlemek için kalabalığa karışması gerekiyordu.



























