Ara
to scrub
01
ovalayarak temizlemek
to clean a surface by rubbing it very hard using a brush, etc.
Transitive: to scrub a surface
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
scrub
3. tekil kişi
scrubs
şimdiki zaman ortacı
scrubbing
basit geçmiş zaman
scrubbed
geçmiş zaman ortacı
scrubbed
Örnekler
She scrubs the bathtub to remove soap scum and stains.
O, sabun kalıntılarını ve lekeleri çıkarmak için küveti ovuyor.
02
iptal etmek, durdurmak
to cancel or stop a planned activity or event
Transitive: to scrub a plan
Örnekler
They had to scrub the meeting due to scheduling conflicts.
Program çakışmaları nedeniyle toplantıyı iptal etmek zorunda kaldılar.
03
ovalamak, dikkatlice yıkamak
to wash your hands and arms very carefully
Transitive: to scrub one's hands
Örnekler
The doctor scrubbed her hands before the surgery.
Doktor ameliyattan önce ellerini ovuşturdu.
Scrub
01
ovma, fırçalama
vigorous cleaning by friction
Örnekler
They gave the floor a good scrub before the guests arrived.
Misafirler gelmeden önce zemine iyi bir ovma yaptılar.
02
scrub
a cosmetic preparation applied to remove dead skin cells
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
scrubs
Örnekler
I bought a new scrub for body care.
Vücut bakımı için yeni bir peeling aldım.
03
çalılık, fundalık
dense, low-growing vegetation made up of stunted trees or bushes
Örnekler
The hikers struggled through the thick scrub.
Yürüyüşçüler, kalın çalılık içinde mücadele ettiler.
scrub
01
sokak, adi
referring to animals of undistinguished or unimproved lineage
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
scrubbiest
karşılaştırma derecesi
scrubber
derecelendirilebilir
Örnekler
The farm kept a few scrub cows for milk.
Çiftlik süt için birkaç adi sığır tutuyordu.
Leksikal Ağaç
scrubber
scrubbing
scrub



























