Ara
pristine
01
tertemiz
perfectly clean or spotless, devoid of any dirt, marks, or impurities
Örnekler
The kitchen gleamed with pristine cleanliness after a thorough scrubbing.
Kapsamlı bir temizlikten sonra mutfak kusursuz temizlikle parlıyordu.
02
el değmemiş, kullanılmamış
having kept its original state, being clean and in great condition
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most pristine
karşılaştırma derecesi
more pristine
derecelendirilebilir
Örnekler
She admired the pristine beauty of the untouched wilderness, with its crystal-clear lakes and towering mountains.
O, kristal berraklığındaki gölleri ve yüce dağları ile el değmemiş vahşi doğanın bozulmamış güzelliğine hayran kaldı.



























