Ara
to overflow
01
taşmak, aşmak
to spill or exceed a brim or limit
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
türemiş
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
overflow
3. tekil kişi
overflows
şimdiki zaman ortacı
overflowing
basit geçmiş zaman
overflowed
geçmiş zaman ortacı
overflowed
Örnekler
The fountain overflowed, soaking the ground around it.
Çeşme taştı, etrafındaki zemini ıslattı.
02
taşmak, coşmak
to have so much of a feeling or quality that it becomes evident
Intransitive: to overflow with an emotion
Örnekler
He overflowed with confidence after winning the competition.
Yarışmayı kazandıktan sonra güvenle taşıyordu.
Overflow
01
taşma, büyük akış
a large flow
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
overflows
02
taşma, fazlalık
the occurrence of surplus liquid (as water) exceeding the limit or capacity
Leksikal Ağaç
overflow
flow



























