olive
o
ˈɒ
o
live
lɪv
liv
ogive

"olive"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

olive
01

zeytin yeşili

grayish-green in color 
olive definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
olivest
karşılaştırma derecesi
oliver
derecelendirilebilir
Örnekler
She painted her bedroom walls in a calming olive shade to create a peaceful atmosphere. 

Huzurlu bir atmosfer yaratmak için yatak odasının duvarlarını sakinleştirici bir zeytin tonunda boyadı.

02

esmer

(of skin) having a naturally warm, slightly brownish-yellow tone 
Örnekler
His naturally olive skin glowed in the sunlight. 

Doğal olarak zeytin teni güneş ışığında parlıyordu.

Olive
01

zeytin

a very small, typically green fruit with a hard seed and a bitter taste, eaten or used to extract oil from 
olive definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
olives
Örnekler
She enjoyed a Mediterranean salad topped with sliced green olives and feta cheese. 

Dilimlenmiş yeşil zeytin ve beyaz peynirle süslenmiş bir Akdeniz salatasının tadını çıkardı.

02

zeytin yeşili, oliv

a muted yellow-green color with low brightness 
olive definition and meaning
Örnekler
The walls were painted a muted olive. 

Duvarlar soluk bir zeytin yeşili ile boyandı.

03

zeytin ağacı, zeytin

an evergreen tree cultivated in the Mediterranean and elsewhere, producing edible shiny fruits 
Örnekler
Ancient olives lined the courtyard. 

Avluya eski zeytin ağaçları dizilmişti.

04

zeytin ağacı, zeytin kerestesi

the hard, dense wood of the olive tree, valued for furniture and cabinetwork 
Örnekler
The cabinet was crafted from polished olive. 

Dolap, cilalanmış zeytin ağacından yapılmıştı.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store